Beyin Temelli Öğrenme

Dosyayı isterseniz görüntüleyebilir isterseniz indirebilirsiniz.


GoogleDocs üzerinden indirmek için : İndir–Açılan sayfadan indirebilirsiniz–

Önizleme ;

Beyin Temelli Öğrenme Nedir ?
Beyin temelli öğrenme; anlamlı öğrenme için beynin kurallarının kabul edilmesini ve öğretimin zihindeki
bu kurallarla örgütlenmesini içerir. ( Ülgen, 2002 )

Beyin temelli öğrenme, öğretime gelişimsel ve sosyo-kültürel açıdan bakan, insan beyninin yapısı ve fonksiyonları üzerine temellendirilmiş bütüncül bir yaklaşımdır.

Beyin temelli öğrenmenin felsefesi, normal beyin süreçleri ile ilgili tutarlı öğrenme imkanları sunmasıdır. (Demirel, 2005)

Geleneksel öğretim yöntemleri
beynin doğal öğrenme sürecini
göz ardı ettiği için öğrenciyi bilgiyi
ezberlemeye yöneltmektedir.

Oysa ki beyin temelli öğrenme kuramında bireyler tam öğrenme düzeyinde, anlamlı öğrenir ve kendi bilgilerini yapılandırırlar. (Demirel, 2005)
Beyin Temelli Öğrenme
Beynin yapısına ve işlevine dayalı
öğrenmedir.

Beyne-dayalı öğrenme izlenecek bir reçete sunmaz; ancak
karar vermemizde beynin doğasını göz önünde bulundurmamızı söyler.

Beyin hakkında bildiklerimizi kullanarak daha çok öğrenene erişebiliriz.

Bilmemiz gerekenin belki de en önemlisi, parmak izi gibi,
beynin benzersiz olduğudur.

Beyin gücü ve kapasitesi genetik yapı ve çevreye bağlıdır.
Yaşantılarımız (deneyimlerimiz) sonucu oluşan sinir hücresi arasındaki bağlantılar her bireyin bilişsel haritalarını oluşturur.
Her bireyin algılama ve düşünmeyle ilgili bu haritaları çok farklıdır.
Her yeni yaşantıyla bu haritalar sürekli değişiklik gösterir.
Yaşantıların yoğunluğu ya da çokluğu bilişsel haritalarda gittikçe artan karmaşık ilişkiler ve bağlantılara dönüşür.
Hücre Kümeleri ve Ardışık Safha
Çocuk, rasgele şekilde ağ oluşturmuş olan sinir ağıyla doğar. Bu ağ, yaşantılar sonucu organize olur ve çevreyle etkili iletişim kurmasını sağlar.
Uyarıcılar karmaşık bir nöron grubunu uyarır ve bu nöron grubuna Hebb “hücre kümeleri (cell assembly)” adını vermiştir.
Uyarılma zamanının yakın olması birbiri ile ilgili olmayan iki nöron grubunun ilişkilenmesini sağlar.

Örneğin; silgili kaleme baktığımızda silgi ayrı, kalemin tahta kısmı ayrı sinir grubunu uyarır. Ancak iki uyarıcı beyni yakın zamanlarda uyardığından iki hücre ağı birbiri ile ilişkili olur. Ayrıca uyarıcı büyüklüğü ile hücre ağı büyüklüğü orantılıdır.

Duyusal Yoksunluk ve Zenginleştirilmiş Çevre
Beyin ve Beynin Kapasitesi
Beyin ve Beynin Kapasitesi
Gazi Yaşargil, beyinde 1 trilyon “nöroglia” adlı hücre bulunduğunu, beyin ne kadar kullanılırsa hücreler arasında o kadar fazla yeni bağlantı oluştuğunu söylüyor.

Yaşargil, hücrelerin neredeyse ışık hızında birbiriyle nasıl anlaştıkları-nın henüz somut olarak belirlenemediğini hatırlatırken, “İnsan beyni yanlış bir yaklaşımla bilgisayara benzetiliyor.

Bilgisayarlar ikili sayılı sistemiyle çalışırken, her nöronun 10-15 bin bağ aracılığıyla, çok boyutlu çalışabildiği düşünüldüğünde karşımıza aklın alamayacağı sonsuz bir hesap çıkmaktadır” diyor.

Caine and Caine’ne (1990) göre beynin her iki lobunun da kullanımı beynin kapasitesini iki kat değil, kat kat arttırmaktadır.

Hızlı ve etkili öğrenme için beynin
her iki lobunun da koordineli şekilde
kullanılması gerekir.

Örneğin; kitap okumak beynin
her iki lobunu da dengeli şekilde
çalıştıran etkili bir faaliyettir.

Çünkü kitap okurken beynin sol lobu, sözel kavramları kavrarken; sağ lob da bunları tasvir edip, şekil, imge ve yeni düşüncelere dönüştürür. Oysaki televizyon izlemek beynin sağ lobunu pasif bıraktığı için, beynin gelişimine pozitif bir katkısı olmamaktadır. (Duman, 2004)
Beyin Nasıl Öğrenir?
Beynin öğrenmesinde limbik sistem önemlidir.
Limbik sistem, çevreden gelen uyarıcıları beynimizde düzenleyip, beden ile çevre arasındaki dengeyi kuran sistemdir. Beynin birçok yapısı limbik sistemde bulunmaktadır.

Limbik sistemdeki yapılarda birisi de hipokampustur. Hipokampus hafızanın merkezidir. Hipokampus duyusal bellekten, kısa süreli belleğe gelen bilgileri alır, kodlar, anlamlandırır ve uzun süreli belleğe kalıcı olarak depolanması için gönderir. Gönderilen bilgiler uzun süreli bellekte (kalıcı bellekte) kaydedilir ve gerektiğinde kullanılır.
Beynin Yapısı ve Öğrenme
Beynin yapısı ve nasıl çalıştığını öğrenmek oldukça karmaşıktır. Ne yapıldığı ve nasıl hissedildiği merkezi sinir sistemi, bağışıklık sistemi ve peptide sistemi tarafından etkilenir.
Öğrenme amacıyla, beyni farklı kategorilere ayırmak gerekir. Belirli işlevler beynin farklı alanlarında gerçekleşse de beyin bir bütün olarak çalışmaktadır.
Bir beyin modeline bakıldığında beynin dış, orta ve alt bölümlerden, iki yarı küreden (hemisfer) ve dört lobdan oluştuğu görülmektedir.

Öğrenme ile ilgili oluşumlar
beynin orta ve alt bölümlerinde
yer alır.

Beynin orta bölümünde yer alan
Corpus callosum, iki yarı küreyi
birbirine bağlayan, beynin her iki
tarafında oluşan bilgilerin kolayca
bir yarı küreden diğerine geçmesini
sağlayan aksonlardan oluşan sıkı
bir banttır.

Thalamus duyu organlarından gelen bilgileri alır ve beynin diğer bölgelerine yollar.
Hypothalamus sindirimi, dolaşımı, hormon salgılamasını, cinselliği, beslenmeyi, uykuyu ve duyguları kontrol eder.
Hippocampus bilginin işleyen bellekten uzun süreli belleğe transferi sırasında öğrenmenin oluşmasında önemli bir rol oynar. Bu yapı anlamlandırma açısından önemlidir.

Amygdala duyu organlarından gelen bilginin işlenmesinden ve beynin duygusal hafızasının kodlanmasından sorumludur.

Alt bölümde yer alan cerebellum hareketten, duruştan, koordinasyon-dan, dengeden, motor hafızadan ve yenilikleri öğrenmeden sorumludur.

Beynin iki yarı küresinden sol yarı kürede;

— mantıksal sıralama,
— karar verme,
— harfleri yorumlama,
— dil ile ilgili fikirlerin işlenmesi,
— düşüncelere yapı ve sıra verilmesi,
— fikirlerin sınıflandırılması,
— sayılarla ve hesaplarla ilgilenerek
fikirlerin kritik analizinin yapılması ve
— vücudun sağ bölümünün kontrol edilmesi

işlevleri yapılmaktadır.

Sağ yarı kürede ise;
— görsel şekillerin ve imajların (grafikler, haritalar ve çizgiler),
— kendiliğinden rastlantısal, açık uçlu fikirlerin işlenmesi,
— uzamsal bilginin,
— sezginin kullanılması,
— yeniliklere, belirsizliklerle ilgilenme ve
— vücudun sol bölgesini kontrol etme

işlemleri yapılmaktadır.

Beynin sağ yarımküresi, beyin kabuğunun bağlantı kurucu alanları öğrenme, düşünme ve dil gibi yüksek beyin işlevleri ile ilgilidir.

“Eğitim nörofizyolojistleri” beyin temelli
öğrenmeye nörofizyolojik temelli
öğrenme de demişlerdir.

Bunlara göre öğrenme, zihindeki biyokimyasal bir
değişmedir.

Öğrenme süreci sonucunda, beyin hücreleri
arasındaki nöronlarda yeni akson iplikçiklerinin
oluştuğu iddia edilmektedir.

Buna göre de “her öğrenme yaşantısı yeni sinaptik
bağların oluşmasıdır” denilebilir.
Beyin Temelli Öğrenmenin Elemanları
Beyin temelli öğrenmede amaç; bilgiyi ezberlemek yerine
bilgiyi anlamlı olarak öğrenmektir.
Bu durum üç etkileşimli elemanın varlığı ile gerçekleşir.
Bu elemanlar şunlardır:
1 ) Rahatlatılmış uyanıklık
2 ) Derinlemesine daldırma
3 ) Aktif süreçleme

1) Rahatlatılmış uyanıklık: İnsan, bir şeye ilgi duyduğunda açılır, bir tehdit altında olunca da kapanır.
Rahat ve açık olan beyin ise daha kolay öğrenmektedir.

2) Derinlemesine daldırma: Bireylerin karşı karşıya kaldığı içeriğe yoğunlaşmasıdır.

3) Aktif süreçleme: Beynin doğal kapasitesinde yoğunlaşma, onu arttırma ve ondan faydalanma sürecidir.

Beyin Temelli Öğrenmenin İlkeleri
1 ) Beyin paralel bir işlemcidir.
İnsan beyni birçok işi aynı anda yürütür.

Beyinde duygu, düşünce, hayal ve yönelimler aynı anda işlemektedir.

Eğitim de, öğrenciler bir orkestranın yönlendirildiği gibi düzenli bir şekilde yönlendirilmelidir.

2 ) Öğrenme fizyolojik bir olaydır.

Eğitimde de, sıkıntı, stres, baskı, korku vb. durumlar
öğrenmeyi olumsuz etkilerken; mutluluk, hoşnutluk vb.
duygular da öğrenme üzerinde olumlu etkiye sahiptir.

3 ) Anlam arayışı doğuştandır.

Beyin kendisine ulaşan verilere anlam yüklemeye çalışır.
Eğitimde ise, derslerin heyecan verici ve anlamlı olması,
öğrencilere geniş seçme olanağı sağlaması gerekir.

4 ) Anlam arayışı örüntüleme (patterning) ile oluşur Örüntüleme; bilgilerin anlamlı şekilde sınıflandırılmasıdır. Etkili ve anlamlı öğrenme için örüntüler oluşturmak şarttır. Eğitimde de bireyler şu ya da bu biçimde örüntüleme (sınıflama) yapmaktadırlar. Bunu hayal kurma, problem çözme ya da eleştirel düşünce şeklinde yapabilirler.

5 ) Örüntülemede duygular önemlidir
Öğrenmemizi; ümit, beklentiler, özsaygı
düzeyi, sosyal etkinliklere dayalı duygu
ve düşüncelerimiz etkileyip düzenlemektedir.
Duygular ve biliş birbirinden ayrılamazlar.

6 ) Beyin, parçaları ve bütünleri aynı anda algılar

Beyin loblarından birisi beyne gelen bilgiyi parçalara
ayırırken, diğeri de bir bütün veya bütün serisi olarak
algılayıp değerlendirmektedir. Eğitimde ise birey, bu parça
ve bütünler arasındaki etkileşimden anlam çıkararak öğrenir.

7 ) Öğrenme hem çevresel
(peripheral) hem de
odaklaşmış dikkati gerektirir

Beynin doğrudan farkında olduğu, dikkat çeken çevresel
uyarıcılar olduğu gibi, bakıp ta göremediği ilgi çekici olmayan
uyaranlar da olabilir. Bu durum öğrenme ortamında beynin
dikkat çekici uyaranlara cevap verdiğini göstermektedir.

8) Öğrenme bilinçli ve bilinçsiz süreçleri içerir
İnsanlar birçok bilinçdışı süreci farkında
olmadan algılamakta ve öğrenmektedir.

9) En az iki farklı türde belleğimiz vardır
Bu bellekler; uzamsal bellek sistemi ve ezberleyerek öğrenmede kullanılan sistemler kümesidir. İnsanların bazı durumları tekrara gerek kalmadan hatırlaması uzamsal bellekle alakalı bir durumdur (dün akşam ne yediğinizi hatırlamak gibi). Ancak birbiri ile ilgili olmayan bilgileri depolamak için tekrara gerek vardır.

10 ) Öğrenme gelişimseldir.

11 ) Karmaşık öğrenme zorlama ile
zenginleşir, tehdit ile engellenir.

12 ) Her beyin kendine özgü düzenlenmiştir.

1 ) Bütünleştirilmiş program
Eğitim programının bütünleştirilmesi, bilgi zenginliğini
arttırmanın ve bilgiyi anlamlı hale getirmenin önemli bir yoludur. Eğitim
programını bütünleştirmeye başlamanın olası en basit yolu iki dersin
içeriğini bir araya getirmektir.
2 ) Tematik (bir tema etrafında oluşan) öğretim
Bu yönteme tematik harita yöntemi de denilebilir. Bu yöntem,
merkezdeki bir tema ya da temalar dizisinin, öğrencilerin tüm
bilgileri ile ilişkilendirilmesine dayanır.
3 ) İşbirliğine dayalı öğrenme
Bu yöntem öğrencilerin iletişim kurma ve beraber çalışma kapasitelerini
arttırmaya dayalıdır. Burada önemli ve ideal olan her grup üyesinin
diğerine yardımcı olması ve sorumluluğun paylaşılmasıdır.
Geleneksel Öğretim-Beyin Temelli Öğretim Karşılaştırması

K A Y N A K Ç A

– DEMİREL, Ö. “Eğitimde Program Geliştirme”, PegemA yayıncılık, Ankara, 2005
“Making Conections / Teaching and the Human Brain”/ Renate Nummela CAİNE and Geoffrey CAİNE  )  Çeviri editörü : Gülten ÜLGEN, “Beyin Temelli Öğrenme”, Nobel Yayın Dağıtım, Ankara, 2002.
DUMAN, B. “Öğrenme-Öğretme Kuramları ve Süreç Temelli Öğretim”, Anı Yayıncılık, Ankara, 2004.
SENEMOĞLU, N. “Gelişim Öğrenme ve Öğretim: Kuramdan Uygulamaya”, Gazi Kitabevi,11.baskı, Ankara 2005
GÜLPINAR, M. A. “Beyin/Zihin Temelli Öğrenme İlkeleri ve Eğitimde Yapılandırmacı Modeller”, Kuram ve Uygulamada Eğitim Bilimleri Dergisi, 5.cilt 2. sayı, Nobel Basımevi, Ankara, 2005
DEMİRSOY, A. “Yaşamın Temel Kuralları: Genel Biyoloji/Genel Zooloji”, cilt 1. kısım 1, 4. baskı, Meteksan Matbaacılık, Ankara, 1991
STARR, C. & TAJGART, R., Çeviri: HASANEKOĞLU, İ. “Genel Biyoloji 2”, Atatürk Üni. Yay., No:900, Erzurum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir