Katı Atık Ders Notları

Dosyayı isterseniz görüntüleyebilir isterseniz indirebilirsiniz.


GoogleDocs üzerinden indirmek için : İndir–Açılan sayfadan indirebilirsiniz–

Önizleme ;

İnsanların ticaret ve üretim faaliyetleri, teknolojik gelişmeler, toplumun tüketim alışkanlıkları, değişen hayat standartları, kentleşme, nüfus artışı ve sanayileşmeye paralel olarak katı atıkların miktarları artmaya başlamış ve bunların uzaklaştırılması ile ilgili problemler gittikçe daha büyük boyutlara ulaşmıştır. Artan atık miktarı ise; atıksız veya olabildiğince az atıklı üretimi, atıkların geri kazanılmasını ve nihayet atıkların ekonomi ve çevre açısından en uygun şekilde bertarafını gerektirmektedir.
Çoğu yerleşim yerindeki evsel ve endüstriyel nitelikli katı atıklar, düzensiz depolama alanlarına, deniz kenarlarına ve dere yatakları gibi yerlere boşaltılmaktadır. Buralardaki atıklar yer altı suyu ve yüzeysel su kirliliği, hava kirliliği, koku ve görüntü kirliliğine sebep olmakta ve bu olumsuz şartlar insan ve çevre sağlığını tehdit etmektedir.
Katı atık sorununun çözümüne ilişkin olarak 1888 yılında İngiltere’de katı atıkların sulara, nehirlere ve arklara dökülmesini yasaklayan şehir sağlık kanunu yürürlüğe girmiştir. 1899 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde gemilerin dolaştığı sular ve onlara komşu karalara çöp boşaltımının düzenlenmesini sağlamak amacıyla Nehirler ve Limanlar Kanunu yürürlüğe girmiştir.
Ülkemiz kamuoyunda katı atık sorununun önemi 28 Nisan 1993 tarihinde Ümraniye-Hekimbaşı çöplüğünde meydana gelen facia ile anlaşılmaya başlanmıştır. Şev açısının yüksek olması, toprak örtüsünün fazla olması ve bunlara ilaveten ilkbaharda yoğun yağışlar sebebiyle atık içerisindeki gözeneklerin tıkanması sonucu, gaz basıncının ve katı atık kütlesinin akıcılığının artmasından kaynaklandığı tahmin edilen bir heyelân meydana gelmiştir. Bu heyelan sonucu yaklaşık 1 200 000 m3 atığın yer değiştirmesiyle büyük bir felaket yaşanmış, can ve mal kaybı meydana gelmiştir. (Kocasoy ve Curi, 1996; Gönüllü, 1999).
Belediyelerimizin çevre yatırımlarına gereken önemi vermeleri öncelikle insan sağlığı açısından büyük önem taşımaktadır. Ancak, yerel yönetimlerin mali kaynaklarının sınırlı olması, yeterli ve deneyimli personellerinin bulunmaması belediyelerin, çevre konularında başarıya ulaşmalarında zorluklarla karşı karşıya kalmalarına neden olmaktadır. Yeni yasal düzenlemelerle teşvik edilen mahalli idare birlik modeli uygulamaları, yerel düzeydeki çevresel hizmetlerin gerçekleştirilmesini kolaylaştırıcı bir yapı olarak dikkat çekmektedir. Benzer çevre sorunlarıyla karşı karşıya bulunan belediyelerin ortaklaşa kurdukları birliklerin uygulamaları, zaman ve finansman kaynaklarını daha verimli kullanmak açısından önemli olmaktadır. Belediyelerin atık bertarafı ve atık geri kazanım tesisleri yapmak amacıyla hizmet birlikleri kurmaları halinde, bu hizmet birliklerine araştırma, etüt ve proje konularında Bakanlıkça teknik ve malî yardım yapılacağı yasal hale getirilmiştir.
11 Ağustos 1983 tarihinde 2872 sayılı Çevre Kanunu yürürlüğe girmiştir. Bu kanunda, “Büyükşehir belediyeleri ve belediyeler evsel katı atık bertaraf tesislerini kurmak, kurdurmak, işletmek veya işlettirmekle yükümlüdürler. Bu hizmetten yararlanan ve/veya yararlanacaklar, sorumlu yönetimlerin yapacağı yatırım, işletme, bakım, onarım ve ıslah harcamalarına katılmakla yükümlüdür. Bu hizmetten yararlananlardan, belediye meclisince belirlenecek tarifeye göre katı atık toplama, taşıma ve bertaraf ücreti alınır. Bu fıkra uyarınca tahsil edilen ücretler, katı atıkla ilgili hizmetler dışında kullanılamaz.” hükmü yer almaktadır.

Çevre Kanunu gereğince Katı Atıkların Kontrolü Yönetmeliği (KAKY) başta olmak üzere zaman içinde atık yönetimine ilişkin yönetmelikler hazırlanmıştır. 14.03.1991 tarih ve 20814 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Katı Atıkların Kontrolü Yönetmeliğinin (KAKY) amacı, “her türlü atık ve artığın çevreye zarar verecek şekilde, doğrudan veya dolaylı bir biçimde alıcı ortama verilmesi, depolanması, taşınması, uzaklaştırılması ve benzeri faaliyetlerin yasaklanması, çevreyi olumsuz yönde etkileyebilecek olan tüketim maddelerinin idaresini belli bir disiplin altına alarak, havada, suda ve toprakta kalıcı etki gösteren kirleticilerin hayvan ve bitki nesillerini, doğal zenginlikleri ve ekolojik dengeyi bozmasının önlenmesi ile buna yönelik prensip, politika ve programların belirlenmesi, uygulanması ve geliştirilmesidir.” şeklinde tanımlanmıştır. Bu yönetmelikte 03.04.1991, 22.02.1992, 02.11.1994, 15.09.1998, 18.08.1999 29.04.2000, 25.04.2002 ve 05.04.2005 tarihlerinde yayımlanan Resmi Gazete ile değişiklikler yapılmıştır.
Atık yönetimi alanındaki yönetmelikler (R.G. tarihi ve sayısı)
• Atık Yönetimi Yönetmeliği (02.04.2015, 29314)
• Atıkların Düzenli Depolanmasına Dair Yönetmelik (26.03.2010, 27533)
• Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği (24.08.2011, 28035)
• Atıkların Yakılmasına İlişkin Yönetmelik (06.10.2010, 27721)
• Tıbbi Atıkların Kontrolü Yönetmeliği (22.07.2005, 25883)
• Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıkların Kontrolü Yönetmeliği (18.03.2004, 25406)
• Ömrünü Tamamlamış Lastiklerin Kontrolü Yönetmeliği (25.11.2006, 26357)
• Ömrünü Tamamlamış Araçların Kontrolü Hakkında Yönetmelik (30.12.2009, 27448)
• Atık Pil ve Akümülatörlerin Kontrolü Yönetmeliği (31.08.2004, 25569)
• Atık Yağların Kontrolü Yönetmeliği (30.07.2008, 26952)
• Elektrikli ve Elektronik Eşyalarda Bazı Zararlı Maddelerin Kullanımının Sınırlandırılmasına Dair Yönetmelik (30.05.2008, 26891)
• Poliklorlu Bifenil ve Poliklorlu Terfenillerin Kontrolü Hakkındaki Yönetmelik (27.12.2007, 26739)
• Bitkisel Atık Yağların Kontrolü Yönetmeliği (19.04.2005, 25791)
• Madencilik Faaliyetleri İle Bozulan Arazilerin Doğaya Yeniden Kazandırılması Yönetmeliği (23.01.2010, 27471)
• Maden Atıkları Yönetmeliği (15.07.2015, 29417)
Katı atık sorununun çözümünde yasal bir boşluğun giderilmesi gerekli ve önemli olmakla birlikte tek başına yeterli değildir. Çevre koruma-kullanma dengesinin sağlanması ancak toplumların bütün kesimlerinin katılımıyla ve insanların ihtiyacı olanından fazlasını tüketmemesiyle mümkündür. Dengeli ve sürekli kalkınma, gelecek nesillerin sahip olacağı imkânları tehlikeye sokmadan bugünkü neslin ihtiyaçlarını hedef alan bir kalkınma tarzıdır. Bu kalkınmayı çevre değerlerini tahrip etmeden gerçekleştirmek ise ancak şuurlu insan, şuurlu toplum ile mümkün olabilir. Bunun için halkın eğitim ve bilinçlendirilmesine yönelik çalışmalara önem verilmeli ve sürdürülebilir atık yönetim sürecine halkın katılımı sağlanmalıdır.

Atık yönetiminin temel ilkeleri, atıkların kaynağında azaltılması, atıkların geri kazanılması ve atıkların çevreye zarar vermeden bertarafının sağlanmasıdır. Bu ders kapsamında sürdürülebilir bir katı atık yönetimi için atıkların üretiminden nihai bertarafına kadar geçen süreç ele alınacaktır. Bunun yanı sıra tıbbi atıklar, katı atık mevzuatı, eski katı atık depo alanlarının iyileştirilmesi gibi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir